|
POZİTİF
DÜŞÜNCE NEDİR?
Pozitif düşünce deyince herkesin aklına negatif olmayanın
karşılığı, “pozitif”Düşünce gelmektedir. Polyanna felsefesi gibi.
Elenor H.Porter tarafından kaleme alınan Pollyanna adlı kitapta yer
alan kahramanın kişilik özelliğinden çıkan bu felsefeye göre, her
şeyin mutlaka pozitif bir tarafı vardır. Mesele buna inanmak ve bunu
arayıp bulmaktır. PozitifDüşünce ise “Pollyannacılık” değildir. Tek
cümle ile tanım getirmek mümkün olmamakla beraber, bu düşünce
sistemini şu şekilde ifade edebiliriz.
Pozitif Düşünce ;
- Hangi durumda olursa olsun alternatif üretebilir,
Öğreti kalıplarımızın bize çizdiği sınırların ötesine geçebilir,
Çözüme yöneliktir,
Rasyoneldir,
Hızlı değişime, aynı hızda ayak uydurabilir,
Başarıya götüren tek yoldur,
Uzlaşmacı bir kişilik kazandırır,
Durum ne olursa olsun, psişik ve organik yapımıza pozitif dönüşüm
sağlar,
Hızlı karar verebilmeyi sağlayan bir düşünce sistemidir,
Düşünsel özgürlüğü ifade eder,
Özgürlüğün ,düşüncede gerçekleşmesini sağlar.
Bu düşünce sistemine pozitif düşünce denmesinin nedeni, her koşulda
pozitif enerjinin tetiklenmesini sağlaması ve bize dönen sonucun
pozitif olması, böylece insanı her zaman aktif ve sağlıklı kılmasıdır.
NEDEN
POZİTİF DÜŞÜNMEYİ ÖĞRENMELİYİZ ?
İçinde bulunduğumuz 21.yüzyıla damgasını çoktan vurmuş olan değişim
hızı, gittikçe ivme kazanmakta ve bu baş döndürücü hız düşünceyi
zorlamaktadır. Çünkü günümüz insanının düşünce sistemi , içinde
yaşadığı bu dünyanın, ancak şimdiye kadarki yavaş değişimini idrak
edebilecek düzeydedir. Bugün ise, yaşadığımız sürekli değişim
temposunun hızı, farklı hızda düşünmeye koşullanmış beynimizin bu yeni
duruma uyum sağlamasına yeterli zaman bırakmamaktadır. Bugün, o dünün
rahat tempodaki düşünce sistemi ile zorlanıyoruz. Çünkü,zihin yapımız,
korkunç bir hıza ulaşan değişimi fark etmek, anlamak, buna uyum
sağlamak, çözüm üretmek, geleceği yapılandırmak için hızlı karar
vermek ve bu kararları hızla uygulamaya koymak gibi, koşullara göre
yapılanmış değildir. Bu sebeple insan zorlanmakta, stres, depresyon,
iç çatışma, tatminsizlik, moral bozukluğu, motivasyon düşüklüğü ve
psikosomatik olarak isimlendirilen, psikolojik temelli organik belirti
gösteren, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, yüksek kolesterol, migren,
gastrit, kalp gibi elliden fazla hastalıkla karşı karşıya kalmaktadır.
Oluşumun en önemli tarafı da, düne göre yapılanmış beynin,yetersiz
kapasitesinin sebep olduğu bu problemleri, kendisinin idrak etme
imkanının olmamasıdır. Einstein’ın dediği gibi;
“Problemi yaratan beyinle problemi çözmek mümkün olamaz”
Bugünü yaşayan neslin, kendi yarattığı problemleri, sahip olduğu
düşünce yapısıyla çözmesi olanaksızdır. O halde, bugünün gereklerine
göre yaşamak ve yarına hazırlanmak için düşünce sistemimizi bu hıza
ayak uyduracak biçimde yeniden yapılandırmamız gerekmektedir.
Bunun içindir ki, öğretmenlik mesleğini seçmiş olan kişinin gençlere,
sadece dünün çıkarımlarından elde edilmiş, durağan bilgiler yerine,
yarını görebilecekleri dinamik yapılar kazandırmaya yönelik bilgiler
vermesi öğrencilerin, sınırlı bir mekan ya da düşüncenin dışına
çıkarak,daha geniş bir bakış açısı kazanmalarını sağlamak, beraberinde
öğrendiklerini her koşulda kullanmalarını, yeniden üretmelerini ve
gerçekleşen değişiklikleri kavrayabilmelerini sağlayacaktır.
Sağlık ordusunda görev yapanlar, o gün yaşanan hastalıkları ve
semptomları yok edecek müdahalelerin yanı sıra,insanlara, bu duruma
gelmemeleri için yapmaları gerekenler ve ileride karşılaşabilecekleri
sağlık sorunları hakkında da bilgilendirmelilerdir.
Yöneticiler, sadece bugün elinde olan kaynakları yönetmekle kalmayıp,
hem yarının olası krizlerini düşünüp, hem de yönettiği kişilerin de
yarını düşünmelerine imkan sağlayarak, farklı boyutlarda ve
düzlemlerde,insanların sayıca daha fazla riski görmelerine ve düşünme
sistemlerini kurabilmelerine olanak sağlamalıdır.
Ebeveynler, kendi ebeveylerinden aldığı yerleşik kural ve yasaklarla
kısıtlı çocuklar yetiştirmek yerine onları yarınların değişimini
görebilecek, kavrayabilecek, çözümler üretebilecek düşünce sistemine
sahip bireyler olarak yetiştirmelidir.
İşte şu ana kadar bahsettiğimiz, beynin ya problem yaratmayacak
şekilde programlanması ya da probleme farklı boyutlardan bakabilecek
ve alternatif çözüm üretebilecek yeni bir yapılanmaya girmesi bizi
pozitif düşünceyi öğrenme sürecine götürmektedir.
Şimdi pozitif düşünmenin nasıl öğrenileceğine bakıyoruz.
POZİTİF DÜŞÜNCE NASIL ÖĞRENİLİR?
Pozitif düşünceyi öğrenmek için yapılması gerekenlerin birinci
basamağı, bu yapının kazanılmasının ne kadar önemli olduğunun
kavranmasıdır. Kazanmayı istemek ikinci, yapılanmayı sağlayacak
egzersizlerin yapılması da üçüncü basamağı oluşturur.
Beyne yeni bir tarzda düşünmeyi öğretebiliriz. Sadece bilmek,öğrenme
için yeterli değildir, egzersizler de yapılmalıdır.
Pozitif düşünce egzersizlerini iki gruba ayırıyoruz;
1 - Alternatif üretmeyi öğreten egzersizler
2 - Pozitif enerjiyi kazandıran egzersizler
1-
Alternatif üretmeyi öğrenme
Alternatifli düşünceyi öğrenebiliriz. Burada amaç beynin, üzerinde
çalıştığımız konu ile ilgili bölgesindeki sinir ağlarını aktive
ederek, işlevin yolunu değiştirmek veya faaliyetini hızlandırmaktır.
Üniversite sınavına girenlerin dershanelerde binlerce matematik
problemi çözerek, beynin çalışmasını hızlandırmalarını, ya da araba
kullanırken önünde bir engel gören insanın düşünmeden ayağını gazdan
çekip frene basarken aynı zamanda ellerinin de direksiyona yön
vermesini ve gelişen koşullara göre yapacağı hareketi belirlemesini
alternatifli düşünmeye örnek olarak verebiliriz.
Bu tarzda bir düşünceyi kazanmak için dört çeşit egzersizi, üçer aylık
süreyle yapmak gerekir. Bu egzersizler şunlardır.
a- Görsel uyaranlara bağımlılığın kaldırılması egzersizi.
b- Alternatifli düşünme modelinin oturtulması.
c- Örümcek ağlarının temizlenmesi.
Üçüncü boyutu görebilme egzersizi.
1-a Görsel uyaranlara bağımlılığın kaldırılması
Bu egzersiz görsel uyaranların çağrıştırdığı bilgilerin dışında
kalanları da hatırlamayı esas alır. Aslında sadece uyarana bağlı
kalmayıp çağrışımlarla da, hafızamızda ilgili birçok bilgiyi bilince
çağırma yeteneğimiz vardır. Fakat bunu kullanmadığımız için, büyüme
sürecinde adeta körleşmiştir.
Bunu tekrar kazanabilmek ile ilgili egzersizi bir örnekle açıklayalım;
gözünüzü kapatın, sonra tekrar açıp hemen tekrar kapatın. Gözünüzü
açtığınız zaman gözünüze ilk çarpan objeyi gördünüz, yani gözünüz onun
bir anlık zaman içinde görünen yüzünün fotoğrafını çekti. Siz bu arada
gözünüzü kapatıyorsunuz. Çekilen bu fotoğraf bilince gider ve
hafızadan o görüntüye ait bilgiler çekilir. İşte bu noktada kendimize
“daha ne var” sorusunu sormalıyız. Hafızadan bu bilgilerle ilgili
çağrışım yapan diğer bilgileri çağırmalıyız. Bu slaytta görüldüğü gibi
iç içe halkalar oluşturur.
Objenin fotoğrafının çağrıştırdığı bilgiler
“Daha ne var” sorusunun çağrıştırdığı bilgiler
Örneğin gözünüzü açtığınızda,gözünüze ilk çarpan su bardağı oldu.
Hemen gözünüzü kapatın. Bilinciniz süratle onu su bardağı olarak
tanımladı. Hafızanızda su bardağına ait bilgiler belirdi. Ama hafıza
da ona ait daha fazla bilgi vardır. Örneğin su bardağının başka
renkleri, fiyatı, biçimler, yararları, kullanım şekilleri, nerede
bulunduğu, temizliği, v.b..binlerce bilgi hafızanızda yaşadığınız
sürece depolanmıştır. Egzersizde gözünüzü kapatır kapatmaz siz
kendinize daha ne var sorusunu sorarak bu ilintili bilgilerin de
bilince gelmesini istiyorsunuz. Sonra başka bir objeye, başka bir
objeye aynı uygulamayı yapmaya devam ediyorsunuz. Daha sonra aynı
egzersizi duygularla ilgili kavramlarla çalışıyorsunuz. Örn. sevgi,
nefret, gibi. Bir süre sonra uyaran bilince gelir gelmez onunla ilgili
çağrışımlar daha hızlı bir şekilde zihne geliyor olacak. Çünkü hafıza
ile bilinç arasındaki sinir ağları egzersizlerle devamlı aktive
edildiği için bu iletişim hızlanmış oluyor.
Bundan sonra hangi uyaran gelirse gelsin onu tanımlamada bilinç, artık
kısır bir malzemeyi kullanmak zorunda kalmayacaktır. Bilincin negatif
veya pozitif olmak üzere, arasından istediğini kullanacağı birçok
materyali vardır.
2-b Alternatifli düşünme modelinin oturtulması
Bu egzersizler için basit ve her zaman kullanabileceğiniz telefon ve
kapıyı egzersiz malzemesi olarak belirleyebilirsiniz.
Telefonunuz çaldığı zaman aklınıza arayana dair hemen bir isim
gelebilir ya da hiç düşünmeden ahizeyi kaldırabilirsiniz. Düşünecek
olursak, çalan bir telefonun kim olduğuna dair birçok alternatif
olasıdır. İşte burada yapacağımız egzersiz telefon çaldığında “kim
olabilir?” sorusunu soruyorsunuz. Hemen aklınıza bir isim geliyor. O
anda bu ismin sizde bıraktığı duygunun “negatif” mi yoksa “pozitif”mi
olduğunu hissetmeye çalışın. Eğer duygunuz pozitifse, bilinçli olarak
negatif bir alternatif, negatifse pozitif bir alternatif daha üretip,
sonra telefonu açın. Bu egzersizi uzun süre tekrarlayın bu sürenin
sonunda zihin mekanizmasının bir uyarana ait iki alternatif ürettiğini
göreceksiniz. Bir ayın sonunda bu egzersize devam ederken alternatif
sayılarını ikiden fazlaya çıkartın.
Çağrışım olasılıkları
Her zaman
Beklediğimiz konuşmak Konuşmak Yanlış Telefon
Telefon istediğimiz istemediğimiz numara sapığı
Pozitif(+) Negatif(-)
Bu tarzda alternatif üretmeyi öğrenen beyin, her olay karşısında
farklı boyutlara ait birçok alternatif üretmeye başlar. Gelen uyaranın
sadece görünen yüzü ile ilgilenmekle kalmaz diğer boyutlara da ait
bilgiler üretir. Bir başka deyişle düşünce sistemimiz uyaranın
çağrıştırdığı bilgi sınırının içinde kalmayarak sınırların ötesinde
alternatifler üreten özgür bir yapıya kavuşur.
3-c
Örümcek ağlarının temizlenmesi
Alternatifli düşünme modelini oturturken buna ilave olarak psişik
yapınızı rahatlatmak üzere bir başka egzersizde yapılmalıdır. Çünkü,
gerek egzersizlerinizi yaparken gerekse alternatiflerinizi üretirken
düşünce sistemimizi zorlayacak; bilinçdışı bir malzemenin negatif
etkisinin engeliyle karşılaşacaksınız önce bunların temizlenmesi
gerekmektedir. Örümcek ağlarını temizleme egzersizi ile bilinçaltını
kontrol etmeyi öğrenebilirsiniz. Burada amaç bilinçaltında biriken,
davranışlarımıza biz istemeden yön verebilecek bilgilerin sahip olduğu
enerjiyi boşaltmaktır. Günlük yaşantınızda yapmak isteyip
yapamadığınız, size ters gelen olaylar, canınızı sıkan olgular v.b.
Akşam yatmadan önce yatağınızın dışında,sizi uyutacak kadar konforlu
olmayan bir yerde gözleriniz kapalı olarak oturun. Oturduğunuz son
andan geriye doğru o günün olaylarını film şeridi gibi gözünüzün
önünden, ana başlıklar halinde geçirmeye çalışarak görselleştirin.
Örneğin en son diyelim ki dişlerinizi fırçaladınız, o sahneyi
gözünüzün önüne getirin, üzerinde fazla durmayarak hemen ondan önceki
yaşadığınızı hatırlayın ve onu gözünüzün önüne getirin örneğin
pijamalarınızı giymeyi görselleştirin, sonra bir öncekini,tekrar bir
öncekini...Ta ki sabah yataktan kalktığınız ana gelinceye kadar bu
egzersize devam edin.
Bu egzersiz kesinlikle günün muhasebesini yapmak için değil, belli bir
disiplin içinde, bilinçaltında ve bilinçdışındaki enerjileri
boşaltmayı hedefler.
4-d
Üçüncü boyutu yakalama egzersizi
Bu egzersiz üçüncü boyutu olan resim malzemeleri ile yapılır. Bu tür
resimlerden elde edeceğiniz koleksiyonla üçüncü boyutu görebilmeyi
başarmak sureti ile çabuk konsantre olabilmeyi öğrenmiş
olacaksınız.Yapılacak olan bu egzersizle beynimize vermek istediğimiz
mesaj şudur:”Dünya sadece senin öğrendiğin kadar ve miktarda değil.
Daha bilmediğin , göremediğin birçok şey var. Yeni bir bakışla
bakarsan, normalde göremediğin kristal gibi başka bir dünyayı
görebilirsi. Bugüne kadar çevrene bakışında sana öğretilmiş olan belli
bir düşünce şeklini kullandın. Başka düşünce şekillerinin de
olabileceğinden haberin yoktu. Şu halde pozitif düşünce modeli de
senin bilmediğin ve kullanmadığın bir düşünce gücü şeklidir.
Uğraşırsan onu da öğrenebilirsin.”
Şimdi pozitif düşünmeyi sağlayacak egzersizlerden ikincisi olan
pozitif enerjiyi kazanma egzersizine göz atalım.
2- Pozitif enerjiyi kazanma egzersizi
Başarmanın arkasında pozitif enerji yatar, çünkü pozitif enerji
performansı arttırır.
Pozitif enerjiyi arttırmak için şu egzersizlerin yapılması önerilir.
2-a Biyoenerjiyi arttırma egzersizi
Sabahları kalktığınızda duş alın. Suyun yarattığı etki vücuttaki
pozitif enerjiyi arttırır. Sabahları yapılacak egzersiz işe başlandığı
ilk saatlerde karşılaşılan performans düşüklüğünün önüne geçer.
Böylece, yeterli enerjiyle, hayal kırıklığı yaşamadan zor görevlerin
üstesinden kolayca gelebilirsiniz.
2-b Meditasyon
Meditasyon kelimesi genel olarak gevşeme veya enerji artırımı için
kullanılan, temelinde konsantrasyon olan farklı uygulamaları ifade
eden bir kavramdır. Beden ve zihin arasında koordinasyonun kurulmasına
dayanır. Bu uygulama gevşemeyi sağlayarak, vücuttaki herhangi bir
acıdan arınmayı, zihni boşaltarak, vücuttaki her bir hareketten
haberdar olmayı öğrenmek suretiyle, sinir sistemini sakinleştirmeyi ve
böylece enerji harcamasını minimize etmeyi öğretir.
3-c Gevşeme teknikleri
Meditasyonun fizyolojik yapıya kazandırdıklarına benzer faydalar
sağlayan, fakat onun gibi mistik olmayan bir tekniktir.
Stresle mücadele ile kaybedilen enerjiyi önlemek ve enerjinin yeniden
kazanılmasını sağlamak için yapılan gevşeme egzersizleri birkaç
çeşittir.
Bunlardan birini hep beraber burada uygulayalım ; rahat bir şekilde
oturun, gözlerini kapatın, ellerinizi iki yana uzatıp, ayaklarınızı
serbest bırakın ve sakince içinizden söylediklerimi tekrar edin ve
hissetmeye çalışın.
Ben çok sakinim, sakinim, sakinim,
Bütün vücudum ağırlaşıyor,
Bütün vücudum ısınıyor,
Kalp atışlarım sakin,
Nefes alışım sakin,
Karın bölgemde bir sıcaklık oluşuyor,
Alnım serin ve rahat,
Ben çok sakinim.
Gözlerinizi açabilirsiniz,nasıl şimdi kendinizi daha rahat hissediyor
olmalısınız.
Pozitif enerjiyi toplamak için 10 maddelik reçete;
Nelere sahip olduğunuzun farkında olun.
Hedefleri belirleyin ve plan yapın
Değiştiremeyeceğiniz şeyler üzerinde ısrar etmeyin
Daha iyi bir dünya düşleyin
Çiğneyemeyeceğiniz lokmayı ağzınıza almayın
Probleminizle yüz yüze gelmeye çalışın
İşinizin çok önemli olduğu üzerinde durun
Dikkatinizi içinde bulunduğunuz durum ve zamanda toplayın
Dinlenmek için zaman ayırın
Başkalarına da güvenmeyi öğrenin.
Sırada başarı için pozitif duygunun kazanılması konusu var.
BAŞARI İÇİN POZİTİF DUYGUNUN KAZANILMASI
Zihninizde kendinizi ,başarı kazanan biri olarak canlandırın. Bu
resmi zihninizde devam ettirin. Kendinizi hiçbir zaman kaybeden olarak
düşünmeyin. O an içinde bulunduğunuz durum ne kadar vahim olursa olsun
daima başarılı bir tablo çizin.Şimdi pozitif düşünceye ulaşabilmek
için sayacağım davranış şekillerinden ne kadarını kendi yaşantınız
için uygulayabildiğinizi gözden geçirin.Böylece pozitif düşünmeyi
öğrenme sürecinde ne kadar yol aldığınızı tespit edebilirsiniz.
Negatif düşünceler aklınıza geldiği zaman,özellikle sesli olarak
pozitif alternatifleri üretin ve tekrarlayın.
Hayallerinize engeller oluşmasına izin vermeyin.Bu engelleri mümkün
olduğu kadar minimize etmeye çalışın
Zorlukları korku ile değil, olduğu gibi ele almaya çalışın.
Diğer insanlara bakıp, özenerek onları taklit etmeye çalışmayın. Ne
herhangi biri tam olarak siz olabilir ne de siz bir başkası
olabilirsiniz.
Neyi, niçin yaptığınızın bilincinde olmalısınız. Bunu tartışacak,
anlamanıza yardım edecek bir dosta sahip olun.
Zaman zaman uygun olan yerde inançla ilgili şöyle bir cümleyi tekrar
ederek varsa aşağılık duygusunun negatif etkisini kaldırmaya ve
kendinize güveninizi kazanmaya çalışın. ”Tanrı insanlara her şeyi
başarabilme gücünü verdi. Ben de bu güce sahibim. Yapacağım tek şey
bunu kullanmak.
Kendinizi çeşitli olaylar içinde analiz ederek iyice tanımaya
çalışmalısınız. Sahip olduğunuz yeteneklerinizi iyi bilirseniz, onları
her seferinde % 10 yükseltmek üzere hedefler koyarak kademe kademe
ulaşabilirsiniz.
Hiçbir şeyin sizi yıkamayacağını kendinize tekrarlayın ve buna inanın.
Bu inanç sizin her karşılaştığınız problemle baş etmeniz konusunda
gerekli olan enerjinin oluşmasını sağlayacaktır.
Sizi negatif olarak etkileyecek olan çevrelerden uzak durun. Çevreyi
pozitif olarak etkileyemiyorsanız ısrar etmeyin. Negatif çevre sizi
etkisi altına alabilir.
Koyduğunuz hedeflerin belirgin olmasını sağlayın. Hedefe ulaştığınız
zaman bunu hemen bilmelisiniz ki, ödül merkeziniz uyarılabilsin.
Muğlak bir hedef, enerji tüketimine sebep olur ve hayal kırıklığı
yaratır.
İçinde bulunduğunuz grupla pozitif deneyimlerinizi paylaşın. Bu
şekilde hem pozitifleri görebilir ve hem de çevrenizdekilerin
görmesini sağlayabilirsiniz.
Açık, net ve anlaşılır olmaya çalışın. Gizemli veya sır küpü
görünümlerden kaçının.
İnsanları motive etmek için geribildirimleri anında verin ve bunun o
kişi tarafından anlaşılır olmasını sağlayın. Uygun zamanın gelmesini
beklemeyin.
Geribildirimleri verirken pozitif tonda bir ses ve beden dili
kullanın.
Rutin olan işinizi kendiniz için eğlenceli bir hale getirin.
İnsanlara pozitif geribildirim vermede ayrımcılık yapmayın, adaletli
olun. Aksi halde ödülü alan “Neden ben?” , almayan da “Neden bana
verilmiyor?” diye sorar. Bu çevrenizde güven duygusunun sarsılmasına
neden olur.
Güleryüzlü olun, etrafınızda karşılaştığınız insanların nasıl
olduklarını sormayı ihmal etmeyin. Unutmayın pozitif enerji iletişimle
aktarılır.
Önce kendiniz, sonra karşınızdakilerle barışık olun ve saygı duyun.
Eleştiriye açık olun, takım arkadaşlarınızın sizin iyi olmayan
taraflarınızı, düzeltebilmeniz için eleştirmelerine müsaade edin.
İnsanların ileri sürdüğü yeni fikir ve öneriler o an için kullanılır
olmasalar bile, kişiyi ödüllendirici geribildirimler verin. Zira o işe
yaramaz görünün fikirler, kullanılmaya uygun olanların doğmasına
yardım eder.
Son olarak pozitif düşüncenin bizlere neler kazandırdığına bakalım.Az
önce yaptığımızı yine tekrarlayalım ve simdi de kendi adımıza
kazanımlardan ne kadarına sahip olduğumuzu tespit edelim.
POZİTİF DÜŞÜNCENİN İNSANA KAZANDIRDIKLARI
Pozitif düşüncenin öğrenilmesi ile elde edilen alternatif üretme
sanatı ve pozitif enerjinin kontrolü, insanın birçok alandaki
uygulamalarında, başarı elde etme kolaylığını ve devamlılığını
getirir. Böylece, hızlı değişen dünya ile başa çıkma kolaylaşır.
Koşulların hızla değiştiği, herkes için çok farklı çözüm üretmenin
gerekli olduğu günümüzde, karşılaştığımız durumlara ayak uydurabilmeyi
sağlayacak bir yapı kazanılmış olur. Şimdi pozitif düşüncenin bize
kazandırdıklarını başlıklar halinde görelim.
Rasyonel yapısı kazanılmış olur.
İnsan öğreti kalıplarının oluşturduğu sınırların da ötesinde
düşünebilir ve görebilir, farklı ve özgün çözümler üretebilir.
Pozitif düşünce yapısı,düşünce sistemine özgürlük sağlar.
Pozitif düşünce yapısına sahip olan kişi ilişkilerinde ortak noktayı
kolay bulur.
Hazırcevaptır.
Düşüncesi başkalarının düşünce şekillerini de içerir dolayısıyla
karşısındakini daha kolay anlar.
Barışçıl bir düşünce sistemine sahiptir.
Kıskanma duygusundan uzaktır. Zira farklı düşüncelere sahiptir ve her
zaman paylaşacağı birşeyleri vardır.
Kendini iyi tanır ve tatmin olacağı cevaplar üretir veya ne aradığını
bilir.
Kendi kendini motive ederken çevresindekileri de motive eder.
Her zaman açık bir kapı görebilir ve dolayısıyla strese girmez.
Değişimlere ayak uydurmada süratlidir.
Pozitif düşünce yapısına sahip olanların kendine güvenleri vardır,
dolayısıyla etraflarında güvenilir bir ortam oluştururlar.
Pozitif düşünme modelini benimseyen insan, beyninin kontrolünü,
dolayısıyla bütün davranışlarının kontrolünü kendi elinde tutar.
Pozitif düşünce yapısına sahip insanların bir araya gelmelerinden
doğacak sinerjinin boyutları, her türlü krizi aşmaya yeterli olur.
Pozitif düşünce boyutunu kazanmış insan huzurludur, etrafındakilere de
huzur verir.
Pozitif düşünce yapısına sahip olan insanların kendilerini
gerçekleştirmeleri daha kolaydır.
Daima çözüme yönelik bir düşünce sistemi ile hareket eder.
Pozitif düşünceye sahip insan kendi kendine karar verebilme ve
yönlendirebilme yeteneğine sahiptir.
Pozitif düşünce yapısını benimsemiş insan işbirlikçi, ikna edici ve
öğrenmeye daima açıktır.
Hayatınıza pozitif düşünceyi davet ederseniz, hem kendinizi hem de dış
dünyayı daha fazla seveceksiniz. Kendimizi ve başkalarını sevmek
özgüven oluşturur. Böylece çevremizde oluşturacağımız güvenli bir
dünyada yaşamak daha sağlıklı, kolay ve mutluluk dolu olacaktır.Arz
ederim.
I.BÖLÜM
KENDİNİZLE İLGİLİ FARK ETMENİZ GEREKEN ÜÇ KAYNAK:
GELECEK HAYALİNİZ
HAYAT AMACINIZ
DEĞERLERİNİZ
HEDEFLERİNİZ
OLUMLU DÜŞÜNCE
II.BÖLÜM
POZİTİF DÜŞÜNCE NEDİR ?
NEDEN POZİTİF DÜŞÜNMEYİ ÖĞRENMELİYİZ ?
POZİTİF DÜŞÜNCE NASIL ÖĞRENİLİR?
BAŞARI İÇİN POZİTİF DUYGUNUN KAZANILMASI
POZİTİF DÜŞÜNCENİN İNSANA KAZANDIRDIKLARI
KENDİMİZİ TANIMAK
Hiç kendinizi sorguladınız mı?
Duygularınızı tanıyor musunuz?
Düşünce ve duygularınızı inatla savunuyor musunuz?
Kendinizin ve başkalarının duygularına önem veriyor musunuz?
İstediğiniz amaçlara ulaşıyor musunuz?
Kendinize güveniyor musunuz?
Hem kendinizi hem de başkalarını kırmamaya özen gösteriyor musunuz?
Kendinizi üstün görüyor musunuz?
Sürekli öfkeli ve kaygılı mısınız?
Temkinli ve sorunlardan kaçıyor musunuz?
Zaman zaman kabalaşıyor musunuz?
Hiç düşünmeden başkalarını kırarak kendinizi haklı çıkarmaya mı
çalışıyorsunuz?
Başkaları sizin hakkınızda karar veriyor ve sesinizi çıkarmıyor
musunuz?
Geleceğinizle ilgili kararlar almak aslında hiç de zor değildir.
Zorluğu yaratan, sizin kendinizi yeterince tanımamanızdır. Hayata dair
kararlar almanızı kolaylaştıracak nitelikte olan, kendiniz ile ilgili
bilmeniz gereken üç temel çıkış noktası vardır.
GELECEK HAYALİNİZ.
Ernest Hemingway’in “İhtiyar Adam ve Deniz” adlı yapıtındaki ihtiyar
balıkçıyı hatırlayınız.
Hazin bir öyküdür bu… İhtiyar balıkçı, Karayipler’de 85 gün olta
salladıktan ve eve eli boş döndükten sonra, bir gün iyice açılıp
“büyük balık”ı yakalar.
Lakin kıyıya dönerken, yedeğine aldığı, teknesinden yarım metre daha
büyük olan bu kılıçbalığı, yol boyu kan kokusuna gelen canavar
köpekbalıklarınca didik didik edilir.
Balıkçının bu korkunç mücadeleden elinde kala kala dev balığın
iskeleti kalmıştır.
Kan revan içinde, uykusuz ve bitkin sahile yanaşırken “beni adamakıllı
yendiler… hem de ne yeniş.” diye geçirir içinden…
“Yenilmedim aslında, belki biraz fazla açıldım, o kadar…”
Hayat yolculuğumuz da öyle değil midir?
Kimi için güzel bir kadındır “büyük balık”, kimi için zengin bir
damat, iyi bir hayat, hayırlı evlat ya da müstakil ev, son model
araba, sınırsız servet…
Kimi, büyük balığı hiç görmeden ölür. Kimi, bir kez tuttu mu, bir daha
açılmaz hiç…Onunla gömülür. Kimi ise yaşam denilen şakaya gelmez
deryanın dalgalarında yalpalana yalpalana arar büyük balığı bir ömür
boyu… Açıldıkça bulma şansıyla birlikte artar, yitirme ihtimali… zor
bulanlar, çabuk yitirir bazen…
Acımasızca yağmalanır ve sonuçta elde bir kılçıkla kalakalırlar.
Yenilgi değildir onlarınki aslında…
Olsa olsa biraz fazla açılmışlardır.
Ama insanlık, kısmen de onların fazla açılması sayesinde ilerler.
Keşke biraz fazla açılsanız… Sonra dönüp baktığınızda “iyi ki
yapmışım” deseniz. Emin olun bütün bir yaşamı kıyıda geçirip, sonra da
“keşke biraz açılsaydım” demekten daha iyidir.
Hayallerinizin büyüklüğü, geleceğe bakışınızın ve ufkunuzun
genişliğine bağlıdır.
Çetin Altan, “Güneydoğu’daki bir ağanın milyarları istakoz ve
şampanyanın tadına bakmaya yetmez.” der.
Hani köyün çobanına sormuşlar: “Çok paran olsa ne yaparsın?” “Hep
soğanın cücüğünü yerim.” demiş. İleride olacağınız yeri,
hayallerinizin büyüklüğü ve sıradışılığı belirler. Bakın,
“hedefleriniz” demiyorum…. Yanındaki çobana sormuşlar: “Sen ne
yapardın?”. “Bana bir şey bırakmadı ki!” demiş.
Karaman’da şehrin ortasında Piri Reis heykeli var. Dünya denizlerini
dolaşan, o inanılmaz haritaları yapan Piri Reis, bozkırın ortasında
ufacık bir şehirden çıkmış. Sizce onu diğerlerinden ayıran en önemli
özelliği hayal gücü müydü?
24 Kasım 1993 tarihinde İstanbul’da Galatasaray ile Barcelona arasında
oynanan Şampiyonlar Ligi ilk maçı sonunda Barcelona takımı teknik
direktörü Crufyy’a bizim gazetecilerden bir soru: Galatasaray’dan
Suat’ı nasıl buldunuz, Avrupa’da futbol oynayabilir mi?
Cevap: Niye burası Avrupa değil mi? Elbette dünyanın her takımın da
oynar.
İşte Türk insanın zaafı ve kendine güvensizliğine çok çarpıcı bir
örnek. Hem Şampiyonlar Liginde oynuyor, hem de Avrupa’ da oynayabilir
mi diye soruyor....
HAYAT AMACINIZ
Yaşamınızda çok büyük bir başarısızlık yaşadınız mı? İşe yaramaz bir
avukat yaşadı. Çok varlıklı bir aileden geliyordu ve anne babasının
gurur kaynağıydı. En iyi okullarda okumuş, avukatlık diploması almıştı
ve çok önemli insanlar tanıyordu. Fakat iyi bir avukat olarak
kendisini kanıtlaması gerekiyordu. Babasının yardımını ve sosyal
çevresini kullanmadan başarmak istiyordu bunu. Ancak, mahkeme
salonunda bıraktığı ilk izlenim korkunçtu. Karşı tarafın gücünden o
kadar korkmuştu ki büyük bir yenilgiye uğradı.
Kendisini bitkin hissettiği bir anda, kendisinden çok daha kötü
durumda olan insanlar olduğunu fark etti ve işte o zaman, sorununu
nasıl çözeceğini düşünmeye başladı.
Çok ünlü bir avukat olmayı başaramadı; ama kendi felsefesini
geliştirdi ve kendine bir hayat amacı belirledi. Memleketi olan
Hindistan’ın İngiliz egemenliğinden kurtulmasını sağladı. Adı Mahatma
Gandhi’ydi…
Gandhi’ nin hayat amacı dünyayı derinden etkiledi.
O başarısız avukatın, dönüp kendine bakarak bir hayat amacı
belirlemesi , Hindistan’ın kaderini değiştirmeyebilirdi. Emin olun,
kendi kaderini etkilemiş ve hayatına değer katmıştır.
Hayat amacınıza gerçekten inanmanız, yani kalbinize yazmanız gerekir.
devam edecek.........
|